Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
CookieWarningPanelAgreeButton
X

Madde 159

E. Mirasçıların dava hakkı

E. Mirasçıların dava hakkı

Madde 159 - Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak, mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.

I-) Yargı Kararları:

1-) AYM, T: 15.05.2025, Başvuru No: 2021/53104:

“… I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, mutlak butlan sebebiyle evlenmenin iptali davasında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucuların babası A.H.K, eşi vefat ettikten sonra başka bir evlilik yapmıştır. Başvurucu N. T., babasının evlilik sırasında temyiz kudretine sahip olmadığı iddiasıyla nispi butlana dayalı evliliğin iptali için 4/9/2012 tarihinde dava açmıştır. Davalı olarak babası A.H.K.yı ve onun eşi A.C.yi göstermiştir. Yargılama sırasında başvurucuların babasına vasi tayin edilmiş ve vasi, davalı olarak davaya dâhil edilmiştir.

3. Yargılama sırasında başvurucu N. T. delillerini bildirmiş ve başvurucunun tanıkları dinlenmiştir. Daha sonra başvurucu N. T. davasını davalı babanın sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olduğu gerekçesiyle mutlak butlana dayalı evliliğin iptali davası olarak ıslah etmiştir.

4. Yargılama devam ederken Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmış, davalı babanın evlilik sırasında fiil ehliyeti olmadığı tespit edilmiştir. Bakırköy 11. Aile Mahkemesi (Mahkeme) 20/12/2017 tarihinde verdiği kararla, bilirkişi raporunu gerekçe göstererek davayı kabul etmiş ve evliliğin iptaline karar vermiştir. Davalı eş, bu karara karşı 18/1/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) davalı babanın Mahkemenin kararından sonra 22/1/2019 tarihinde vefat ettiği, istinaf dilekçesinin davalı babanın mirasçılarına tebliğ edilerek cevap süresinin beklenmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın 20/2/2019 tarihinde tekrar geri gönderilmek üzere geri çevrilmesine karar vermiştir.

6. Eksikliklerin giderilmesinden sonra davalı babanın mirasçıları dosyaya davalı olarak eklenmiş (davacı başvurucu N. T. dışındaki diğer başvurucular) ve dosya tekrar Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.

7. Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırmış; evlilik ölümle sona erdiğinden evliliğin iptali ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, evlilik ölümle son bulduğundan kadının kötü niyeti kanıtlanamadığı için sağ kalan eşin evlenme ile kazandığı kişisel durumunun korunmasına 2/10/2019 tarihinde karar vermiştir.

8. Başvurucular; evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptali davasının evlilik devam ederken veya herhangi bir nedenle sonra erdikten sonra açılabileceği, davalı eşin evlenirken kötü niyetli olduğu gerekçesiyle 25/11/2019 tarihinde kararı temyiz etmiştir.

9. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (Daire); evliliğin ölümle sona ermesinin davayı konusuz kılmadığını, mutlak butlanın varlığı kanıtlanırsa sağ kalan eşin evlenme sırasında iyi niyetli olup olmadığı konusunda bir karar verilmesi gerektiğini belirterek 29/6/2020 tarihinde kararı bozmuştur.

10. Davalı eş 7/5/2020 tarihinde vefat etmiş, davalı eşin mirasçıları davaya dâhil edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 22/10/2020 tarihli birinci celsede taraflara beyan dilekçelerine karşı beyanda bulunmaları için süre vermiştir. 19/11/2020 tarihli ikinci celsede başvurucu N. T. davalı eş A.C.nin kötü niyetinin ispatı için tanık dinletme talebinde bulunmuştur. Bu talep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gerekçe gösterilerek reddedilmiş; evliliğin mutlak butlanla sakat olduğunun ve davalı eşin evlenme sırasında iyi niyeti olduğunun tespitine karar verilmiştir. İyi niyet tespiti yapılırken başvurucunun davalı eşin evlenme sırasında kötü niyetli olduğunu ispat edememesi gerekçesine dayanılmıştır. Karar 6/7/2021 tarihinde Daire tarafından onanmıştır.

11. Başvurucular, nihai hükmü 27/7/2021 tarihinde öğrendikten sonra 25/8/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

12. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucular; davayı açtıkları tarihte babalarının hayatta olduğunu, hayattayken butlan kararı verilseydi davalı eşin mirasçılık sıfatının olmayacağını, bu yüzden kötü niyetin tespitini talep etmediklerini, babalarının yargılama sırasında öldüğünü, kendilerine davalı eşin kötü niyetli olduğunu ispat için fırsat verilmeyerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.


19. Başvurucular, davalı eşin kötü niyetli olduğunun ispatı için kendilerine delillerini sunma imkânı verilmediğinden yakınmıştır.

20. Davanın açıldığı tarihte davalı baba ve eşinin yaşadığı, başvurucu N. T. yalnızca evliliğin butlanını talep ettiği, davalı eşin kötü niyetinin tespiti ile ilgili talepte bulunmadığı görülmüştür. Nitekim Mahkeme yalnızca evliliğin butlanına karar vermiş, kötü niyetin tespiti ile ilgili değerlendirmede bulunmamıştır. Davalı baba ise istinaf aşamasında vefat etmiş, davalı eş mirasçı olmuştur. Bu noktada 4721 sayılı Kanun’un 159. maddesi gereği davalı eşin kötü niyetli olup olmadığı önem kazanmıştır. Nitekim Daire de bozma kararında eğer mutlak butlanın varlığı kanıtlanırsa sağ kalan eşin evlenme sırasında iyi niyetli olup olmadığı konusunda bir karar verilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, Dairenin bozma kararından önceki kararında bu konuda doğrudan talep olmamasına rağmen davalı eşin iyi niyetinin olduğu yönünde karar vermiştir. Daire bozma kararından sonra ise başvurucu N. T., davalı eşin iyi niyetli olmadığını ispat için Bölge Adliye Mahkemesinden tanık dinletme talebinde bulunmuş ancak başvurucunun bu talebi reddedilmiştir.

21. Davalı baba yargılama sırasında vefat etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi davalı eşin kötü niyetli olmadığı yönünde tespitte bulunarak başvurucu N. T.’e bu hususta bir delil imkânı sunma fırsatı vermemiştir. Davacı konumundaki başvurucu N. T.’in babasının yargılama sırasında vefat etmesi, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin davalı eşin iyi niyetiyle ilgili olarak başvurucu N. T.’e delillerini sunma imkânı tanımadan tespit hükmü kurması, yargılamanın esasına ilişkin bir konuda başvurucuları dezavantajlı konuma düşürmüştür. Bu itibarla başvurucuların menfaatlerini koruyan güvencelerin başvuruculara sağlanmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usul kurallarının yorumlanma biçimi, yargılamayı bir bütün hâlinde adil olmaktan uzaklaştırmıştır.

22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

23. Başvurucular, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

24. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. …

25. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine (E.2020/1083, K.2020/1384) iletilmek üzere Bakırköy 11. Aile Mahkemesine (E.2012/699, K.2017/983) GÖNDERİLMESİNE,

D. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/4/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. …” (RG 14.01.2026; S: 33137).

2-) Y. 7. HD, T: 10.03.2011, E: 2010/4637, K: 2011/1411:

“… Dava, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. …

Davalı, miras bırakanın kendisi ile evlendikten sonra öldüğünü TMK. 156. maddesine göre, batıl bir evliliğin ancak hakimin kararıyla sona ereceğini ve hakimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğuracağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, miras bırakan L.’nin evli iken vefat ettiğini, TMK.’nun 156. maddesi uyarınca, davalının mirasçılık sıfatının bulunduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

… Türk Medeni Kanunu’nun 159. maddesinde evlenmenin butlanını dava etme hakkının mirasçılara geçmeyeceği ancak mirasçıların açılmış bir davayı sürdürebileceği dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eşin, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybedeceği düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme uyarınca, sağ kalan davalı eşin, evliliğin akdi sırasında iyiniyetli olup olmadığının tespiti gerekir. Miras bırakanın önce davalının annesi ile evlenip boşanması ve altı gün sonra davalı ile evlenmesi gözönüne alındığında, davalının bu durumu bilmeden evliliği gerçekleştirmesi hayatın olağan akışına terstir. Şu halde davalının evliliğin icrası sırasında iyiniyetli olmadığı, dolayısıyla mirasçı olamayacağı kuşkusuzdur…”

3-) Y. 2. HD, T: 20.05.2002, E: 2002/6073, K: 2002/6775:

“ … Türk Medeni Kanununun 159. maddesi ise … nisbi butlanla ilgilidir. Bu yönü ile Türk Medeni Kanununun 159. maddesi ile 147. maddesi çelişmemektedir. Mirasçılar sona ermiş evliliğin mutlak butlanla iptalini talep edebileceklerdir. O hâlde mahkemece yapılacak iş taraf delillerini sorup toplamak, sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden yazılı gerekçelerle davanın reddi bozmayı gerektirmiştir …”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

E 1 MİRASÇILARIN HAKKI

Madde 127

Evlenmedeki fesih dâvası mirasçılara intikal etmez. Ancak ikame edilmiş dâvaya mirasçılar devam edebilirler.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 127 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddede, yürürlükteki metinde yer alan “fesih” sözcüğü yerine, mutlak butlan ve nisbî butlan hâllerini kapsamak üzere “butlan” sözcüğüne yer verilmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

II. Klage

Art. 108

1 Die Ungültigkeitsklage ist innerhalb von sechs Monaten seit Kenntnis des Ungültigkeitsgrundes oder seit dem Wegfall der Drohung einzureichen, in jedem Fall aber vor Ablauf von fünf Jahren seit der Eheschliessung.

2 Das Klagerecht geht nicht auf die Erben über; ein Erbe kann jedoch an der bereits erhobenen Klage festhalten.

2-) CCS:

II. Action

Art. 108

1 Le demandeur doit intenter l’action dans le délai de six mois à compter du jour où il a découvert la cause d’annulation ou de celui où la menace a été écartée, mais en tout cas dans les cinq ans qui suivent la célébration du mariage.

2 Les héritiers n’ont pas qualité pour agir; un héritier peut toutefois poursuivre la procédure déjà ouverte au moment du décès.

 

Not: Türk Medeni Kanunu’nun 159. maddesinin 1. ve 2. cümleleri, kaynak İsviçre Medenî Kanunu’nun 108. maddesinin 2. fıkrasına tekabül etmektedir.



1   Düstur’da bu kenar başlık “H” şeklindedir.

 


Copyright © 2017 - 2026 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.
X